Güncel Sergiler >> Nişantaşı
PETER ZIMMERMANN

Dirimart Nişantaşı Peter Zimmermann’ın dördüncü kişisel sergisine ev sahipliği yapacağını bildirmekten mutluluk duyar. mayıs mı mayıs sergisi kesinlikleri bizim tarafımızdan yaratılmış birçok kavramın belirsizliğini referans alıyor. Zimmermann, 2000 yılından günümüze farklı zamanlarda ve farklı serilerde oluşturulmuş çeşitli kompozisyonlarını bir araya getirerek, kendi pratiğine yeni bir bakış öneriyor.

Dijitalleşmeyle yeni teknolojilerin ortaya çıkması, sanatsal üretim olanaklarında birçok değişimi beraberinde getirir. Bu gelişme yalnızca internet sanatının ortaya çıkmasına veya fotoğraf, film, video gibi alanlara yansımaz, aynı zamanda resim sanatını da etkiler. Peter Zimmermann’ın resimleri kaynağını bu dijital gelişimden ve yayılımdan alır. 1990’lardan beri internetten bularak ya da dergi, kitap ve kataloglardaki görsel malzemeleri tarayarak arşivlediği görüntüleri Mimari, Kapak, Heykel, Tipografi, Geometri, Süsleme, TV vb. başlıklar altında kategorilere ayırır. Bu gruplandırma, sanatçının çeşitli ilgi alanlarını yansıtmanın yanı sıra, bize onun soyut kompozisyonlarının görünmeyen en dip katmanı hakkında ilk ipucunu verir.

agent 2
2007, 300 x 200 cm, tuval üzerine epoksi
Güncel Sergiler >> Dolapdere
-
2013 -2016, Tuval üzerine pigmentli sabun çözeltisi, 300 x 300 cm
JIRI GEORG DOKOUPIL

Dirimart , Çek Sanatçı Jiri Georg Dokoupil’in sergisine ev sahipliği yapacağını bildirmekten mutluluk duyar. Galeri duvarlarını süsleyen, büyük ölçekli işler, sanatçının 1990 yılından itibaren üzerinde çalıştığı Sabun Köpüğü Serisi’nden oluşuyor. 2013-2016 yılları arasında üretilen işler, bir bakıma figüratif sanatı yeniden tanımlamaya çalışan Dokoupil için özgürlüğün bir ifadesine dönüşüyor.

 

Alman “Junge Wilde”(Genç Vahşiler) sanat topluluğunun kurucu üyelerinden biri olan Jiri Georg Dokoupil, 80’li yılların başında sanat piyasasında adını duyurduğunda, geleneksel olmayan çalışma biçimleriyle biliniyordu. Sergiden sergiye değişen yüzlerce sanatsal pratiği, zaman içinde neo-ekspresyonist ve avangart yaklaşımlarının bir sonucu olarak; kimya ile sanatı buluşturduğu Sabun Köpüğü Serisi’ne dönüştü. Sabun Köpüğü Serisi’nde sanatçının sabun çözeltisi ile pigmentleri karıştırarak oluşturduğu ışıltılı baloncuklar, patladığında tuvalin üzerinde soyut izler bırakır. İlk bakışta sanatçı her ne kadar baloncukları resmeder gibi görünse de, aslında onları resmeden değil, yaratan kişidir. Sabun köpüğünün tuvalde resimleşen izleri, kimya ve sanatın sürpriz karşılaşmasıdır. Sanatçının yarattığı soyut formlar, sonsuz olasılıkları içinde barındırır. Elektriksel parlaklıktaki organik köpüklerin renk geçişleri ve dairesel hareketleri hafiflik hissi verirken, izleyiciyi resmin içine çeker. Baloncukların hipnotize eden dairesel görüntüleri, sualtı dünyasının bilinmeyen yönlerine olan merakı da tetikler. Birbirine benzer görünen resimler, aslında parmak izi kadar benzersizdir.