Mark Francis
Eksikliğin Kanıtı
Mar 04 - May 03 2014, Dirimart Nişantaşı

Mark Francis

Romantik ressam Carl Carusun'un sanatı ve fikirleri hakkında yazan Elizabeth Gilmore Holt, onun için, “Doğanın evrenselliğinin mistik bir şekilde hissedilmesi yeterli değildir,” diyor. “Doğa arkasında bir sır saklanan bir hiyeroglif değildir. Doğanın kendisidir sır.”1 Carus “botanik çalışmalarında kullanmak üzere resim ve çizim çalışan bir doğabilimci ve doktordu.” Holt da, “tıpkı bilimci gibi manzara ressamının da, kayaların ve dağların iç yapısını, bitkilerin büyümesini ve atmosfer olaylarını bilmesi gerektiğini” söylüyor. “Tepeler, dağlar, vadiler ve ovalar gibi çeşitli biçimleriyle sert toprak, dingin ya da çağıldayan su, türlü türlü görünümlere sahip hava ve bulutlar, bunlar genel olarak dünyadaki yaşamın kendisini dışavurduğu desendir” diye yazıyor Carus (italikler bana ait).2 Manzara resmi, görünmez ama gerçek olanı – “mistik” olmayanı – ortaya çıkarır. Carus’tan 200 yıl sonra yaşayan ressam Francis’le birlikte, “desen,” yerin altında, derinin altında yatan, mikroskop ya da teleskopların mercekleri aracılığıyla görünen şey haline gelir. Ya da doğanın enerjilerini, ses kalıplarını, elektro-manyetik tayfın görünmez alanlarını ortaya çıkaran aletlerin ekranlarında görünen şeydedir desen. Örneğin “yeni tablolardaki noktalar, spektrograflara bakmaya dayanır ve dikey çubuklar bunu işaret eder” diye açıklıyor bunu Francis. 19. yüzyılda yaşasaydı bir manzara ressamı olur muydu? “Evet, büyük olasılıkla.” 1800'lerin başında yaşayan Carus, kayalarda, jeolojide hâlâ keşfedilmeyi bekleyen sırlar olduğunu biliyordu. Tanrı’ya da inanıyordu, yani her şeyin altında bir birlik bulunduğuna da. “Güzellik Tanrı, Doğa ve İnsanın üçlü sesidir,” diye yazıyor. “Güzellik akıl ve doğanın tekdüze biçimde nüfuz etmesinden başka bir şey olamaz, çünkü Yüce ve tek olan kendisini doğa ve akıl biçimlerinde sergiler.”

SEÇİLMİŞ İŞLER
Octanes
Octanes
Rana
Rana
Mission
Mission
İsimsiz
İsimsiz
GÖRSELLER