Anne, İsyan!
26 Mayıs 2021–18 Temmuz 2021 | Dirimart

Jennifer İpekel

Anne, İsyan! animizmin güçlerini keşfe çıkar, onları kurcalar ve
“Yeryüzü bizleri nasıl düşlüyordur?” diye sorar.
“Duyguların simyası,” bireyi tanımlayan o karmaşık psikoloji ile yaradılış felsefesi
iç içe geçer. Bireyin iç dünyasında dolaşırken evrenin derinliklerinde dolaştığımız
hissine kapılırız.
İnsan ile doğa arasındaki ilişkinin köklü bir tarihi vardır.
Vücudumuz tapınağımızdır. Bizler yürürüz, uyuruz, uçarız, göçeriz.
Doğum ile ölüm arasındaki yolculuğumuzda topraktan güç alarak köklerimizi hatırlarız.
Hayatın dönüşümünü hissetmek için önce kendimizi Yeryüzü’nün
yerine koymamız gerekir.
Yeni baştan bir dil öğretecek olan Anne Toprak, Ateş, Su, Rüzgâr ve Hava ile
iletişime geçer. Bozuk düzenin getirdiği eski alışkanlıklarımızı parçalarız.
Anne’nin isyanı “kolektif” bir isyandır.
Düzende yarıklar açarak benliğimizden çıkmamızı istiyor. Nefesimize damgalanan
bitkilerle soluk almaya başlayacağız.
Anne’nin çığlığı bizi uykudan uyandırıyor, toprak altında belleğimizden
silinmiş köklerimizi canlandırıyor.
Bizi önce susturup sonra gerçek anlamda konuşmayı hatırlatacak.

-Jennifer İpekel

Dirimart Jennifer İpekel’in yeni işlerinden bir seçki sunmaktan mutluluk duyar. Girift
şekillerde süslenmiş bu yoğun renkli resimler ve onlara eşlik eden seramikler, gerçeklikle
semavi, ilahi ve dünyevi olan arasında bir köprü kurar. Anne, İsyan!’ın kökleri
Yeryüzü’ndedir, zihninin bir köşesinde animizm fikriyle, yaydığı sesleri dinlemeye çağırır
uykudaki ruhları, onlara Yeryüzü bizi nasıl düşler diye sorar.
İpekel’in son dönem resimleri duyusal ve arkeolojik referanslarla doludur, doğada ve
mitolojide gezintilerdir. Seramiklerse, animistik fikirlerden yola çıkarak nesnelerin zor
zamanlarda tapınmanın tarihinde nasıl bir yeri olduğu sorusunu kurcalar. Bu işler bize
sanatçının yaratıcılığının ve deneyciliğinin, bitkilerin hayatından ve ruhlarından, rock kültürü,
ruhanilik, folklor ve doğal dünyadan çıkan ayrıksı bir ikonografiye nasıl dönüştüğünü
gösterir.
Çağdaş kültürde resmin sesine tutkun, kıpır kıpır, hep kendini sorgulayan İpekel, kendine
sürekli sil baştan meydan okur. Sanatçının tüm içtenliğiyle bitkilerle iletişim kurmanın
yollarını aradığı bir deneyden evrilen serisi, bitki temelli boyaların, linolyum baskı çiçeklerin,
kadim zamanlarda bitkiye dönüşmüş olan kültürlere ait sembollerin izlerini taşır. Psikedelik
kültürden aldığı cinsel ve fiziksel referanslarla yüklü rengârenk, baş döndürücü imgeler, kendi
kişisel aşk deneyiminden ve Yeryüzü’nün sıcaklığından, renklerinden doğan biraz daha
ağıtsal, mitsel imgelere yönelir.

Sergideki resimler gözleme dayanır: sanatçının bir aynanın karşısına geçip büyük bir dikkatle
incelediği kendisinin ve başkalarının temsilleri. Bu resimlerdeki figürlerin bocalar gibi bir
halleri vardır, bir senaryo olmaksızın sahneye çıkmış aktörlere benzerler. Doğum, Okyanus,
Sonsuzluk için Çalışma ve Bahar resimlerinin rehberi seramiklerdir: Geçiş veya Koza gibi
adları olan formatif heykelsi beyanlardır.
Önümüzde bir yol haritası açılır, hareket eder, adım adım ilerleriz. Başı çekenler Yüklü Ayak,
Kılıf, :Vahşi Dagga gibi İpekel’in dizginsiz hayal gücünden çıkmış karakterlerdir. Esinini
Çatalhöyük’ten alan yerleştirme, ev fikrinin insanların zihninde nasıl şekillendiği sorusunun
derinlerine iner. Yeryüzü’yle kelimeler ve kil aracılığıyla kurulan bağ tekinsizdir, bir yandan
da hayatta kalabilmesinde esastır. İpekel’in düşüncelerinin derinlikleri bütün işlerinde tecelli
eder, yepyeni olma nitelikleriyle bir bütün oluştururlar.

SEÇİLMİŞ İŞLER
2020, kâğıt üzerine pigment ve linol baskı
Okyanus
2020, kâğıt üzerine pigment ve linol baskı
Asefal
2021, seramik
Yüklü Ayak