HEAVY
28 Ocak 2022–20 Şubat 2022 | Dirimart

Anselm Reyle

Dirimart Anselm Reyle’nin kişisel sergisine ev sahipliği etmekten mutluluk duyar. Serginin başlığı olan HEAVY çalışmalarını Berlin’de sürdüren sanatçının işlerini, kelimenin doğrudan anlamıyla en iyi betimleyen bir ifade. Sergide yer alan eserler, büyük boy seramik nesneler, tuvale gerili çuval üzerine soyut resimler ve kıvrılmış metal parçaların öbeklendiği İsimsiz (2019) hurda metal resminden oluşuyor. Reyle, hurda metalle neonu bir araya getirerek parlak bir gösteri sunuyor.

Hurda ve görkem, referans ve cümle, kitsch ve yüksek sanat… bu ikilikler yıllardır Reyle’nin eserlerinde bir aradadır. Sanatçı bu gibi üslup kesişimlerini bilinçli olarak kullanır: Reyle’nin işlerinde müphem olmayan hiçbir şey yoktur. Sanatçı erken tarihli bir röportajında işlerinin “kendi tartışmalı hallerini” konu edindiklerini söylemişti. Bu ifade kasti bir müphemlik içeren sanatsal yaklaşımının ikna edici bir imgesine işaret eder. Nitekim bunu, sanatçının zevklerin sınırları ve estetik kodlarla sürekli giriştiği yüzleşmelerde veya kompozisyon ve materyal bolluğunda da görmek mümkündür. Ancak bu strateji, Reyle’nin sanatının sezgisel ve duyusal niteliklerini gözden kaçırmamıza neden olmamalıdır, çünkü bu nitelikler, örneğin şerit resimlerinin “bütünsel renkliliği,” neon ışıkların mekânsal kullanımı ya da resimlerinin genel kompozisyonları üzerinde aynı derecede güçlü bir etkiye sahiptir.

Reyle, son dönem işlerinde sezgisel ve duyusal olana daha çok yönelmiş, bir yandan da kendine özgü form dağarcığını geliştirmiş ve buluntu nesnelere ağırlık vermiştir. Seramikleri burada kilit önem taşır: Cryptal Darkness (2020) ve Atop an Underworld (2017) başlıklı heykelleri, çarpıcı renkleri ve kabuksu yüzeyleriyle 1970’lerde çıkan ve kısa sürede kitsch’e dönüşerek bitpazarı tezgâhlarını süslemeye başlayan gösterişli Fat Lava vazolarından esin alır. Bu üslup fenomenini bir motif olarak ele alan Reyle, form ve sırla yoğun bir deneye girişir, akabinde büyük boyutta vazo benzeri bir grup heykel yaratır. Bu süreçte doğal bir malzeme olan kille çalışmanın getirdiği şans unsurunu ön plana çıkarmayı önemser, kelimenin doğrudan anlamıyla, zira eserin fırından nasıl çıkacağı hiçbir zaman kesin olarak öngörülemezdir. Ortaya çıkan kusurlar çoğu kez estetik açıdan ilginçtir. Reyle bilinçli olarak jestseldir, sürece spontan şekilde müdahale edip bazı kusurların olmasına izin verir, hatta kusurların oluşması için gerekli koşulları sağlar; çünkü bunlar üzerinden estetik bir jest ve yorumlama alanı açmak mümkündür. Reyle bu amaç doğrultusunda fırınlamadan önce malzemeyi bir jest olarak hırpalar, üzerinde kazıma izleri, kırıklar oluşturur ve böyle yapmakla, kapalı bir form olan vazoyu tam anlamıyla kırıp açar. Vazo, parlak turuncu ya da kadmiyum sarısı renklerde sırla, kabuksu, kaynayan çeşitli lav macunlarıyla ya da metalik monokrom yüzeylerle tamamlanır. Böylelikle kökleri hem kitsch’e hem kimi çağdaş sanat geleneklerine dayanan (Fontana’yı hatırlayalım) ve Reyle’nin mizansen içinde sezgisel olarak açarken bir yandan da adeti olduğu üzere müphemlik yüklediği üslup melezleri meydana gelir.

Reyle, İsimsiz (2022) materyal resimlerinde form dağarcığını alabildiğince minimalist bir şekilde bir araya getirir. Çuval zemin, tek bir jestle buruşturulmuş alüminyum folyo, kentsel buluntu nesneler, müze sergilemelerine atıfta bulunan pleksiglas kutuların içine yerleştirilen neonlar: göze münferiden çarpan bu unsurlar bir bütün oluşturacak şekilde birleşir. Sanatçı seramik işlerindekine benzer bir tavırla, bu yeni resimlerinde de resmetme sürecini açmaya çalışır. Çoğu çuval üzerine yapılmış bu yeni seriden resimlerde maddesellik ve serbest form bir kez daha güçlü bir rol oynar. Bunlar informel soyut kompozisyonlardır, resimsellikleri tamamen jestten doğup serimlenir: adeta jestin sahnelenmesi, dolaysızlığın zıddıdırlar. Nitekim bu da Reyle’nin, mizansenlerinde çeşitli şekillerde kullandığı bir başka müphemliktir. Bu resimler çelişkili dinamiklerin olağanüstü biçimde yoğunlaşmasıdır; Reyle, şerit resimlerinde geliştirdiği uyumsuz renk ve materyal kanonunu burada bir kez daha ama yepyeni bir biçimde kullanıma sokar. Zemin olarak geniş gözenekli çuval kullanması da bu yaklaşıma tekabül eder. Resimlerin beş ila yedi santimlik sağlam ahşap ya da alüminyum zemini dokunsal niteliktedir. Zemin önce siyah ketenle kaplanır, sonra üzerine çuval gerilir. Böylelikle alttan görünen koyuluk, kendine has bir resim alanı oluşturur. Reyle, bu yolla resme yeni bir ton kazandırır, derinlik ve doğal bir renk verir, böylece arkaik atmosferleri, alabildiğince yapay olanla kontrasta sokar. Bu dinamik sayesinde resimsel olanın oyun alanını genişletmiş ve serbest kompozisyona geçişin önünü açmış olur.

Buradaki incelikli dokunuş şudur: sanatçının eserler bütününde geliştirdiği dağarcığın bütün unsurları—imza jestleri—bu işlerde yer alırken, bir yandan da yeni bir yoğunluk ve görsel etkinlik yaratmaya yönelik yepyeni bir karışıklık yaratılmıştır.

Metin: Jens Asthoff 

Anselm Reyle (d. Tübingen, 1970). Eğitimini Staatliche Akademie der Bildenden Künste, Stuttgart ve Staatliche Akademie der Bildenden Künste, Karlsruhe’de aldı. 1997’de Berlin’e taşınarak orada John Bock, Dieter Detzner, Berta Fischer ve Michel Majerus’la birlikte bir stüdyo kurdu. 2009’da Hochschule für bildende Künste, Hamburg’da Resim Bölümünden profesörlük ünvanı aldı. Sanatçının kişisel sergileri arasında Aranya Art Center, Qinhuangdao (2020); Galerie König, Berlin (2017); Almine Rech Gallery, Brüksel (2017); Deichtorhallen Hamburg (2012); Des Moines Art Center (2011); Kunsthalle Tübingen (2009); the Modern Institute, Glasgow (2007) ve Kunsthaus Zürich (2006) bulunmaktadır. Sanatçının işleri, The Saatchi Gallery, Daimler Collection, Fondation Pinault ve Rubell Aile Koleksiyonu gibi önemli koleksiyonlarda yer almaktadır. Sanatçı Berlin’de yaşıyor ve çalışıyor.

SEÇİLMİŞ İŞLER
2019, karışık teknik, neon, kablo, akrilik cam, 170 x 145 x 20 cm
Untitled
2021, tuval üzerine karışık teknik, 170 x 145 x 8 cm
Untitled
2021, karışık teknik, akrilik cam, 89 x 75 x 19 cm
Untitled
2017, sırlı seramik, aynalı kaide, 165 x 101 cm
Atop an Underworld