Bir Gökyüzü ki Gümüş
14 Ocak 2020–16 Şubat 2020 | Dirimart

Ebru Uygun

Dirimart, Ebru Uygun’un son yapıtlarından oluşan Bir Gökyüzü ki Gümüş başlıklı kişisel sergisini sunmaktan gurur duyar. Sergi başlığını E.E.Cummings’in ilkbahar yağmurunun hissettirdiği güzelliğin tam da güzelliğin gücünün bir kanıtı olduğunu lirik bir anlatımla, dolaysız ifade eden şiirinden alır. Bir Gökyüzü ki Gümüş şiiri ile Uygun’un yapıtları, doğa, hayat döngüsü ve zamana yaptıkları göndermelerle ilişkilenir. Tempo, vurgu ve anlam, Uygun’da resimlerinin tekrara dayalı doğasının; Cummings’de ise kelimelerin konumlanışlarının ve noktalama işaretlerinin şiire dahil edilip edilmeyişlerinin hükmü altındadır.
Ebru Uygun yirmi yılı aşkın bir süredir malzemenin ve formların eklemlenmesi üzerine araştırmalar yapar. Performans ve resim arasında kesintisiz, hassas diyaloglar kuran Uygun, boyayı ve tuvali kullanış şekliyle bu diyaloğun gücüne vurgu yapar. Sanatçının son dönem çalışmalarının bir sonucu olan, boya ile tuvalin birbirinden koparılma olanaklarını araştırdığı ve boyanın heykelsi bir duruş yakaladığı bir yapıtı da ilk kez sergileniyor.
Uygun, resimlerinde kodlara benzer şeritler kullanır, onları alt alta dizerek adeta dize kompozisyonları yapar. Bütünlük, kendisini farklı olanın bir aradalığında açığa çıkarır. Resimlerin uzunlamasına yatay formatı dinamizm ve hareket yüklüdür, bakanı, gözlerini—ve belki de tüm bedenini—soldan sağa hareket etmeye yöneltir. Dizeleri hatırlatan yatay şeritler arasında, onları birbirine bağlayan, onlara anlam yükleyen bir hareket geçişi olur. İzleyici dizeler arasında saklı olanın şifresini çözmeye teşvik edilir; bir resimden diğerine geçerken bu doğrulama çabası gittikçe yoğunlaşır. Kişi kendini müzik dinlerken veya şiir okurken hissettiğine benzer bir durum içinde bulur, zira hepsinde hareketin veya sesin güçlü, düzenli tekrarına dayalı bir unsur vardır: ritim.
Serginin, fiil bolluğuyla oluşan bir izleği vardır: dökmek, yırtmak, damlatmak, katlamak, yapıştırmak, germek. Uygun’un resme performatif yaklaşımı yapıtlarına, içsel hayata ve sürelere erişimi mümkün kılan tarafsız, özbilinçli bir içgüdü katar, zamansallığı harekete geçirir. Sanatçının soyut yapıtları, bakanı kimi notaların duyulabildiği veya hissedilebildiği kozmik bir diyara çeker.
Temsil etmeyen bir sanat formu olarak müziği, evrensel olarak anlanabilir bir şey gibi kavramanın uzun bir tarihi vardır. Bu yoruma göre müzik zihinde doğrudan bir rezonans oluşturur. Bu düşüncenin izleri Uygun’da da görülebilir, o da sezgilerle anlaşılabilir formlara, yani kişinin muhakemeden ziyade, cisim bulmuş, anlayışa dayalı bir sezgi aracılığıyla ilişkilenebileceği formlara dayalı evrensel bir dilin peşindedir. Tam da bu formlar, hayati altkatmanı, dizeler ve düzlemlerin hareketi şeklinde yüzeye çıkan “hayat tasavvuru”nu temsil eder. Bir Gökyüzü ki Gümüş başlığının da önerdiği gibi sergi, havada beliren ve uçuşan büyülü, metaforik bir imgeyle, kendi ritminde şarkı söyleyen bir hakikate dönüşmek üzere güçlü bir rezonansa girer.

SEÇİLMİŞ İŞLER
Voice, Violin, Piano II
Voice, Violin, Piano II
Thunder Cloud in a Raindrop
Thunder Cloud in a Raindrop
Bulutlar ve Güller II
Bulutlar ve Güller II
GÖRSELLER