Jak İhmalyan’ın sanatı, köklerinin bulunduğu Anadolu’nun sıcaklığını, insanlarının yoksulluğunu ve direncini resimleriyle tuvallerine taşırken insanı odağına alan kişisel duyarlığı evrensel bir anlatıya dönüşür. Hem Batı’nın modernist akımlarından, örneğin Fovizm’in cesur renklerinden hem de Doğu’nun geleneksel sanat formlarından, özellikle de Ermeni minyatürünün inceliğinden ve Uzak Doğu’nun kaligrafik sadeliğinden beslenen üslubu, yalın ve derinlikli bir estetik sunar. Sovyetler Birliği’nde pası önlemek için araçların altına sürülen bitümü yapıtlarının yaratımında kullanması, İhmalyan’ın jesti önceleyen bir resim anlayışı olduğunu gösterir. Bireyler arasındaki ilişkileri, sınıfsal mücadeleleri, umudu ve dayanışmayı yapıtlarında derinlikli bir şekilde işleyen sanatçının resimlerindeki figürler –işçiler, sirk emekçileri ve sokakta geçen gündelik yaşamdan insanlar– bireyselliklerinin yanı sıra toplumsal bağlamları içinde de bir varoluş sergiler. İhmalyan’ın çoğunlukla sürgünde geçen hayatı boyunca kendine özgü ışık ve renk oyunlarıyla resmettiği manzaralar, belleğindeki Anadolu imgelerinin bir yansımasıdır. Jak İhmalyan’ın yapıtları, sadece bireysel bir anlatım olmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal bir bellek ve direniş alanıdır.