Uzun kariyeri boyunca özellikle mekâna özgü işleri hafızalara kazınan Ayşe Erkmen, içinde bulunduğu sosyal ve fiziksel çevreden yola çıkar ve var olan yapıyı kendi üslubuyla yeniden konumlandırarak seyircisini mekân üzerinde düşünmeye iter. Mekânı deneyimlenebilir kılan çalışmaları, belirli bir biçimsel dil oluşturma kaygısından uzaktır. İzleyiciyi müze salonu, galeri vitrini, sergi mekânı, park, nehir, meydan gibi farklı ortamların fiziksel, görsel, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla derin bir diyaloğa davet eder. Ayşe Erkmen’in işleri güncelliğini mevcut olanı farklı biçimlerde işaret etmesinden alır. Geçici müdahalelerle mekânı olduğu gibi ele alarak “heykelleştiren” önermeler sunarken sergi alanına olabildiğince az “yabancı” unsur ekler. Gündelik yaşamda karşılaştığımız bu mekânlarda nesnelerin ve ilişkilerin yerlerini değiştirerek ya da zaman zaman onları ortadan kaldırarak, bozarak sıklıkla sanat ve yaşamı iç içe geçirmesi, alışılmamış alanlar oluşturur. Bu alanlarda gerçekliği açımlayan sosyalleşme modellerini görünür kılar; tamamlanmalarıysa ancak izleyicilerin mevcudiyetiyle mümkündür.

 

CV