Peter Zimmermann, görsel algının dijital tabanlı temsil süreçlerinin yaygınlığıyla derinden sarsıldığı bir dönemde sanatçının rolünü sorgulayan, orijinal ile kopya, gerçeklik ile yanılsama, zanaatkârlık ile endüstriyel üretim arasındaki ilişkileri irdeleyen yapıtlarıyla tanınır. Sanatçının çalışma süreci, fiziksel olarak ya da tarayarak biriktirdiği fotoğraflar, film kareleri veya diyagramlar gibi görselleri bir araya getirmesiyle başlar; bu görselleri grafik algoritmalarla yapısöküme uğratarak tanınmaz hâle getirmesiyle devam eder. Bu imgeleri epoksi kullanarak tuval üzerine aktardığı kompozisyonlarıyla tanınan sanatçı, 2014 yılından beri eşzamanlı olarak yağlıboya seriler de üretir. “Benim için görünen yüzeyin arkasındaki her dijital görüntü bir metindir”, diyen Zimmermann, görsel iletişim çağında devamlı maruz kaldığımız görselleri dönüştürürken geleneksel resim sanatını Modernizm ve Color Field hareketiyle ilişki içerisinde ve temsil kavramı üzerinden yeniden yorumlar.
