Komet’in resim dünyası, düşsel sahneler ile gerçekliğin iç içe geçtiği zamansız bir mekânsallık anlayışına dayanır. Figürleri belli bir kimliğe sahip olmayan, masalsı anlatıların anonim kahramanları gibidir; bu figürler, perspektif hiyerarşisinin askıya alındığı, iç ve dış mekânın birbirine karıştığı sahne benzeri alanlarda varlık bulur. Mizah, ironi ve trajik olanın iç içe geçtiği eserleri, izleyiciyi hem tanıdık hem de tekinsiz bir öte-dünyalılıkla yüzleştirir. Resimlerinde şimdiki zamana dair yeni bir bakış sunan Komet, resim sanatını, rasyonel kurguların ötesinde, kolektif hafıza ve varoluşsal sorgulamalarla zenginleşen bir dil olarak tanımlar. Ressam, şair ve düşünür kimliklerini disiplinlerarası bir zeminde birleştiren sanatçı, eserlerini eşzamanlılık ilkesiyle kurgular. Özellikle şiir ve resmi aynı üretim düzleminde buluşturan Komet, yazı ile resim arasında hiyerarşik olmayan, geçirgen bir bağ kurar; kelimelerin şiirsel tınısı ile fırça darbelerinin görsel ritmi birbirini tamamlayarak, tuvali sadece bir görüntü alanı değil, aynı zamanda işitilebilir bir düşünce mekânına dönüştürür.
