John Armleder’ın çokyönlü sanatsal pratiği resim, heykel, performans, tasarım ve yerleştirme gibi geniş bir yelpazeye yayılarak 1960’lar ve 70’lerde Fluxus hareketiyle olan ilişkisini ve hareketin günlük yaşamın sanatla birleşmesine verdiği önemi yansıtır. John Cage’in sanatı biçimsel kısıtlamalardan özgürleştirme anlayışından ilham alan Armleder, önceden saptanmış sonuçlardan ziyade süreci ön planda tutar. 1970’lerde, performans sanatı ve bağımsız yayıncılığın önemli bir platformu olan Groupe Ecart’ı kuran Armleder, Joseph Beuys ve Andy Warhol gibi etkili figürleri ağırlar. 1970’lerin sonlarında tanıttığı, Erik Satie’nin “mobilya müziği”ne atıfta bulunan yenilikçi Mobilya Heykelleri (Furniture Sculptures) serisi ise günlük eşyaları boyalı yüzeylerle birleştirerek dekoratif sanat ile resim arasındaki sınırları bulanıklaştırıp sıradan olanı beklenmedik olana dönüştürür. 1990’larda Fluxus’un “fakir malzemeleri”nden, canlı ve yansıtıcı yüzeyleri içeren bir döneme geçiş yapan Armleder, kavramsallık ile göz alıcı olanı harmanlar. Spontane boyama teknikleriyle bilenen Pour Paintings (Dökme Resimler) ve Puddle Paintings (Yayma Resimler) serileri, sabit kategorilere meydan okurken soyutlama ve sürece olan bağlılığını güçlendirir. Armleder için sanat, geleneksel sınırları aşarak çağdaş kültüre dair şiirsel ve ironik yorumlar sunar. Eserleri, kültür ile kültürsüzlük, sanat ile sanat dışı, yaratıcı yaşam ile gündelik yaşam arasındaki yapay ayrımları sürekli olarak sorgular ve her daim şansa, mizaha ve sezgiye yer verir.
