Dirimart, Alman ressam Jan Zöller’in galerideki ilk kişisel sergisi Başkalarıyla Sohbet’i duyurmaktan mutluluk duyar. Sanatçının İstanbul’daki ilk sergisi de olma özelliğini taşıyan Başkalarıyla Sohbet, Dirimart Pera’da gezginci karşılaşmalar için davetkâr bir alan açmayı amaçlıyor. Serginin kürasyonunu Alman küratör Martin Engler üstleniyor.
1992 doğumlu Jan Zöllerin eserleri, resmin olanaklarına çokyönlü ve alışılmışın dışında bir yaklaşım sunar. Sanatçının çok da genç olarak nitelenemeyecek eserler bütünü ne soyutlamadan ne de figürasyondan yana belirli bir tercih kullanırken her ikisiyle de geniş bir özgürlük içinde oynadığı oyunlarla dikkat çeker. Zöller, nesnel olmayan anlamlı formları –resimlerinin şifrelerini çözmek için izleyiciye yardımcı olan– araçlar olarak tanımlar. Sanatçının resimlerine dair hiçbir unsur açık anlamlı ya da belirli bir kesinliğe sahip değildir; izleyici, sanatçının resimlerini incelediği ve onların şifrelerini çözmeye niyetlendiği ölçüde, daha geniş bir içgörü ve keşif alanına açılır. Bu, resmi okumanın eser ile izleyici arasındaki diyaloğa evrildiği bir süreçtir.
Jan Zöller’in pratiği, sanatçının 2019’da Karlsruhe ve Berlin’de gerçekleşen ilk galeri sergilerinden bu yana hızlı bir gelişim gösterirken, Dirimart’ta gerçekleşecek yeni sergisi onun ayırt edici pratiğini bir kere daha gözler önüne seriyor. Sanatçının Aufenthalt (am Morgen) [Kalış (sabahleyin)] ve Aufenthalt (im Regen) [Kalış (yağmurda)] başlıklı havadar ve aydınlık resimlerinden Das Leben [Yaşam] and Fragments of Learning Processes [Öğrenme Süreçlerinden Parçalar] gibi çok daha karanlık alanlarla ilişki kurduğu resimlerine uzanan sergi seçkisi, onun boşlukları hızla anlamla doldurmak için kasten açtığı resimsel uçurumları birbirine bağlıyor. Zöller’in, It’s Very Early and a Lot of Things Happened [Henüz Çok Erken ve Pek Çok Şey Oldu] eserindeki rastgele damlatılmış çayırlık alanlar benzeri manzara göndermeleri, bir ayakkabı motifi ya da renkli dairesel formlar gibi tekil görsel unsurların farklı bağlamlarda anlam kazandığı, soyut Aimlessly Wandering [Amaçsızca Dolaşma] eseriyle kusursuz bir uyum sergiliyor.
Jan Zöller’in sergideki küçük boyutlu eserlerinden Aimlessly Wandering, izleyicinin ancak ikinci bakışta keşfedebileceği bir eser olma özelliğini taşıyor. Sanatçının diğer resimlerinden farklı olarak neredeyse mutlak bir soyutlama olan bu eserin başlığı ise nesneler, anlatılar, varlıklar ve bilinmezliklerle dolu bu resmin tarzını ve onun nasıl okunacağını kusursuz bir şekilde anlatıyor. Serginin başlığı Başkalarıyla Sohbet ise, bu gezginci keşif hâlini tamamlıyor: Sanatçı burada kuşlarla –veyahut da kolları olmayan ama pantolon, ayakkabı ve ayırt edici gagalarla bezenmiş insan benzeri varlıklarla– ilişkiye geçiyor. Başı ve bedeni olmaksızın resimden uçmak isteyen bu gagalar, her daim açık, iletici ve iletişim hâlinde –“bir sohbet içinde”– görünüyorlar. Peki yarı insan, yarı kuş bu varlıklar hangi dili konuşuyor? “Başkaları” kim? Hangi varlıklarla sohbet ediyorlar? Mesela sergiye adını da veren Başkalarıyla Sohbet’te? Hepsinden önemlisi burada kim kimle konuşuyor? İlk bakışta diyalog gibi görünen bu şey, kısa sürede birbirinin üstüne binmiş seslerin kaotik çoksesliliğine dönüşüyor: yalnızca iki değil, en az beş-altı gagalı varlığın aynı anda her yöne konuşan çoksesliliğine. Bu çokkatmanlı kakafoni, varlıkların dillerine hâkim olanlar için bile bir anlaşılmazlık sunuyor. Benzer şekilde resimsel nitelikleri açısından bu bireysel varlıklar, resmin çokkatmanlı yapısıyla birleşiyor. Ya da bastırılıyorlar: Pek çok gagayla konuşan tek bir varlığa karışıyorlar. Jan Zöller’in resmi, bu anlamda, kimi vücutsuz, resimden fırlıyormuş gibi görünen birçok gaga içeriyor –bu Goethe’nin, çağırdığı ruhları başından defedemeyen Büyücünün Çırağı’na (1797) benziyor.
Serginin ikinci büyük boyutlu eseri olan Das Leben [Yaşam], bu “görsel anlatı”nın resmin içine geri çekilmesine veya burada gizlenmesine tanıklık ediyor. Burada bizleri soyut, jetsel, karanlık, kesif bir “damlama”ya karşı mücadele eden kuş benzeri iki varlık gözlemliyor. Das Leben, bu iki varlığı da koruyan, ezen ve hatta onlara hayat veren biçimsiz bir renk dokusu olarak ortaya çıkıyor.
Jan Zöllerin resimlerindeki tüm unsurlar, açıklığın sağlanamadığı, amaçsızca dolaşma ve arayış alanında kalındığı ölçüde özenle dengeleniyor. Zıtlıklar arasındaki bu hassas denge, özellikle, kuş benzeri varlıkları hapseden tehditkâr “damlama”nın, resmin altındaki iki renkli çubuk ve taşlardan oluşan oyuncu yapıyla dengelendiği yerde canlı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Burada okunurluk fazlalıkları anında dengeleniyor, hatta sanatçının, daha önce resmedilmiş bir tuvalin bireysel parçalarını kesip dikerek bir araya getirdiği Fragments of Learning Process eseri gibi bir başlığa dönüşüyor.
Diyaloğa davet, bu eserlerin ve belki de Zöller’in eserler bütününün merkezinde yer alıyor ve serginin tüm ciddiyetle kastını, her ne kadar sanatçı ve eserleri kesin cevaplar vermeyi reddetse de, –kuşlarla, başkalarıyla, kendimizle ve resimlerle girişilecek– bir sohbet oluşturuyor. Galeri mekânında konumlandırılmış, sanatçının özel tasarımı olan büyük, tekerlekli koltuklar ise, bu deneyimi zenginleştirmek üzere ziyaretçileri oturup resimlerle ve başkalarıyla sohbet etmeye, Jan Zöller’in imgeler dünyasında fiziksel ve zihinsel bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor.
Başkalarıyla Sohbet 27 Kasım–29 Aralık 2024 tarihleri arasında Dirimart Pera’da ziyaret edilebilir.
