İzleyiciyi inşa ettiği canlı ve parlak renklerle bezenmiş biçemsel coğrafya karşısında şaşkına uğratan; büyülü bir baş dönmesi yaşatan ve sonuç olarak izleyenin gerçeklik algısını değiştiren Franz Ackermann “Transit: Again/Always/Forever” adlı sergisiyle ilk kez Türk izleyicisinin karşısına çıkacak. Kentsel kuşak, globalizm ve kültürel metalaşmadan esinlenen olağandışının peşinde bir kaşif olan Franz Ackermann’ın Dirimart’a özel hazırladığı çalışmaları, 7 Nisan- 13 Mayıs tarihleri arasında ziyaretçilere açık olacak.
Franz Ackermann’ın resimleri, ziyaret ettiği yerlerdeki trajikomik izlenimlerini kaydettiği bir seyahat güncesi niteliğindedir. Resimlerindeki psikodelik patlamalar, yoğun sis katmanları, modüler manzaralar izleyiciye daimi olarak daralan bir dünyadan vahiysel bir kesit sunmaktadır. Alman sanatçı Franz Ackermann, daimi bir turisttir. 21. Yüzyılda, sıradışı olanın peşinde ve kültürel farklılıkları araştırarak çıktığı arayışında, dünyanın çeşitli köşelerini ziyaret eder. Bu ziyaretlerinde “bilinmeyeni” aramaktadır. Gezilerinden damıttığı bireysel deneyimlerini eserleri yoluyla izleyenlere aktarmaktadir. Eserlerinin karşısındayken aynı zamanda onun geçmiş deneyimleri ve fantazi dünyası ile de iletişime geçilir.
Franz Ackermann, işlerini “zihinsel haritalar” olarak tanımlamaktadır. Her kaleidoskopik tuvalin üzerinde, sanatçının bir yere ait deneyimi işlenmiştir. Geometrik kompozisyonlar, topografik bir coğrafyaya işaret etmenin yanı sıra sanatçının hislerinin ve düşüncelerinin kaydını tutmaktadır. Ackermann içinde yaşamakta olduğumuz karmaşık dünyaya farklı bir vizörden bakmaktadır. Sanatçının izlenimleri eserlerinde, hayal ürünü materyaller ve nesnelerle güçlendirilmiştir. Çalışmaları, yaşamış olduğu dünyayı betimlemeye yönelik bir eylem olmaktan ziyade daha önce yaşanmış bir anın yeniden kurulumu üzerine bir eylem niteliği taşımaktadır. Haritaları oluşturan elementlerin tümü, koşullanmış ve yerleşik deneyimler haline gelir.
Franz Ackermann, herhangi bir iki boyutlu görüntüyü, resim mekan arasındaki ilişkiyi; bir serginin fiziksel deneyimini alaşağı edecek şekilde kurgular. Onun resimsel öğeleri dokuması, her yöne bir kök gibi dağılır. Kolaj ve süslemeler de, bu tomurcuklanıp her yöne dağılan dinamik güç sayesinde serbest kalıp eserin içinde kendilerine yer bulmaktadırlar. Grafiksel öğeler ve güçlü renklerdeki konsantrasyon, izleyenin bakışını girdap gibi içine çeker. İzleyeci dairesel renk dizini ve bu her yöne uzanan coğrafya sayesinde eserin derinliği içinde kaybolabilir. Gerek resimleri gerek enstelasyonları ile Ackermann izleyenin ön kabullerini ters yüz ederek, onu kendi dünyasının ezber bozan labirentlerine davet eder.
Ackermann dijital sunumlar ve gerçeklik arasında kırılmaların bireysel perspektifi nasıl değiştirdigi yönünde saptamalar yapar. Tıpkı hergün büyüyen otoyollar gibi datalar ağı da bireysel dünyayı ağı içine alır. Ackermann da bunu deşifre eder.
