Sen ne anlatıyorsun bakışına karşılık, sormamız gereken, size nasıl bir ödev verilmişti? Belki de, bazı öğrenciler ödevlerini unuturlar ya, asıl sormamız gereken , size ödev verilmiş miydi?..

Kimin tarafından belli değil ama, aldatılmış gibiyiz ve aslında hiçbir şeyi unutmamış gibiyiz. Şekil yok, sadece şekil görme alışkanlığı varsa, olay yok, sadece olay alışkanlığımız varsa, belki asıl yapmamız gereken, işliyor denilen dilleri bir bir gözden geçirmek. Gözden çıkarmak hatta, gerektiriyorsa… Şekiller yeni bir tecrübeden geçebilsinler diye ya tam sözlü ya tam sözsüz kalmak. Uzun, çok uzun sinema kuyruklarıyla cennette toz kir olmaması tuhaflığını bağdaşır kılacak son bir noktayı aramak.

Sanılanın aksine, ya hiç kimse melek değilse… Sanıldığı gibi, ya Rönesans bir tüketici patlamasıysa sadece… Evet, başı öne eğiklerle bir alıp veremediğimiz var. ‘Tahmin edilemez olmak mümkün değil, çünkü artık yanılma payı yok’’gibi harika bir avuntumuz var.

Sözlerinin etkisini kestirebilenler, onlar daha çabuk susuyor, biliyoruz. Suskunluğun bedelini tahmin edenler, onlar daha çok konuşuyor, biliyoruz. Hakikati kendimizde aramaktan bezdik, diyoruz. Hep aynı külü eşeliyoruz. Bütün bir şey nasıl anlatılır protokolleri bir bir bozuluyor. Fare geçiyor, yol oluyor, gördüğümüz kadarıyla.

Resim biraz da, veryansına yanıp kavrulmaya gülümseme değil midir?.. Resim, küçük küçük gıkını çıkarmaya yeltenmeyi içerir. Resim, gak guka, bir ya da birkaç şekilde, diklenmeyi içerir. Bu da hiç fena değil.

Klee diyor ki: ’’Şekle ihtiyaç duyan şeylere hamile kalmış gibiyim ve düşük yapacağımdan yüzde yüz eminim.’’

Komet diyor ki: ’’Nesnellik dağılıyor/…/ Kesici bir araç yüreğinde olduğu halde.’’ (Sonra bir gece ekliyor: ‘’ Kağıt dayanıklıdır, ama çabuk kirlenir. Tabii bu benim düşüncem.’’)

Kitaj diyor ki: ‘’ Sanatta, sorgulanmış hayattan daha temel başka hiçbir şeyin olmadığına kendimi inandırdım.’’

Kentridge diyor ki. ’’… resim çizmek fikirlerin sınanmasıdır; yavaş çekim halidir düşünmenin.’’

Ve resim diyor ki: ‘’İyi günler, Bay Courbet.’’

Ya da, iyi geceler artık, Bay Courbet.

Necmi Zekâ