Dirimart, Olivia Sterling’in galeriyle ve İstanbul’daki ilk kişisel sergisi Jöle’yi sunmaktan mutluluk duyar. Meyve, aşk ve koyu renklerin taşıdığı yoğun ve olumlu çağrışımları merkezine alan sergi, bu imgelerin değişen güç ilişkileri aracılığıyla zaman içinde nasıl dönüştüğünü, parçalandığını ve yeniden yapılandırıldığını ele alan bir çerçevede kurgulanıyor. Ayrıca Sterling’in şiirsel geleneklerden beslenen yaklaşımı, müzler ile meyveyi eşleştiren şiirsel anlatılara gönderme yaparak, müzleri sanatsal üretimin tüketilebilir kaynakları olarak tahayyül eden romantik eğilimler üzerine düşünmeye çağırıyor.
Olivia Sterling’in pratiği, gündelik yaşamın olağan anları içine gömülü ırksal gerilimleri, iktidar yapılarını ve tüketim kültürünün dinamiklerini görünür kılar. Sanatçının işlerinde yiyecek, beden ve lekeler üzerinden kurduğu sahneler, bireyler arasındaki ilişkilerin çoğu zaman örtük hiyerarşileri ve nesneleştirme süreçlerini barındırdığını ima eder. İlk bakışta eğlenceli ve abartılı görünen bu imgeler, mikro saldırganlıkları ve yapısal eşitsizlikleri açığa çıkarır. Sterling’in resimlerinde yer alan harfler, renkleri işaretlemenin ötesine geçerek ırkın dil aracılığıyla nasıl kurulduğunu ve bu sınıflandırmaların keyfi doğasını ortaya çıkartan bir sistem oluşturur. Böylece izleyici, kendi sınıflandırma süreçleriyle karşı karşıya kalır.
Sterling’in görsel dilinin merkezinde meyve, duygu ve renk üzerinden geliştirdiği kavramsal çerçeve yer alır. Olgun bir meyvenin suyu gibi yoğun, canlı ve arzuyla yüklü renkler, başlangıçta pozitif ve yoğun çağrışımlara sahipken, zamanla manipüle edilip parçalanır, ezilir ve özünden ayrıştırılarak daha kontrol edilebilir ve indirgenmiş formlara dönüşür. Bu dönüşüm, aşk ve rengin yalnızca duygusal ifade değil, aynı zamanda politik ve ideolojik araçlar olarak da işlev gördüğünü; güçlü ve çok olanın sistematik biçimde nasıl zayıflatıldığını ve yeniden biçimlendirildiğini açığa çıkarır.
Serginin İngilizce başlığı –Jelly– bu dönüşümün hem kavramsal hem de duyusal karşılığı gibidir. Kelimenin İngilizce dilinde çağrıştırdığı esneklik, akışkanlık ve bedensel, hatta neredeyse grotesk yapı, Sterling’in resimlerindeki yüzeylerle doğrudan ilişki kurar. Bu jölemsi yapı, sabit olmayan, sürekli müdahaleye açık bir alan olarak kimlik, beden ve arzunun kırılganlığını düşünmeyi mümkün kılar. Aynı zamanda kelimenin İngilizcede komediyle kurduğu dolaylı ilişki, bu sahnelerdeki abartılı ve yer yer absürt jestlerle kesişerek izleyiciyi çekim ile rahatsızlık arasında salınan bir deneyime yönlendirir.
Başlığın Türkçe karşılığı “jöle”, kavramın kültürlerarası dolaşımını güçlendirirken başlığı daha da açık uçlu bir hale getirir. Bu haliyle Jöle, yalnızca bir başlık değil, sergideki imgelerin işleyişini özetleyen bir metafora dönüşür: yoğun olanın çözülmesi, sabit olanın akışkanlaşması ve bedenin, arzunun ve rengin güç ilişkileri içinde yeniden şekillenmesi. Anlamın böylesi bir kaygan yüzeyde esnemesi, ideolojik kalıpların nasıl çözülüp yeniden kurulduğunu da ima eder. Sterling’in dünyasında jöle, yalnızca bir yiyecek değil kimliğin, arzunun ve toplumsal kuralların içinde titreştiği, her an formunu yitirebilecek kadar kırılgan bir varoluş halidir.
Sterling’in kurduğu çokkatmanlı görsel dil aracılığıyla arzunun ve kimliğin güç ilişkileri içinde nasıl dönüştüğünü görünür kılan Jöle, 7 Mayıs–14 Haziran 2026 tarihleri arasında Dirimart Pera’da izlenebilir.
