Durumlar, karşılaşmalar ve algılar sanatçının görsel ilhamları ve sezgileriyle birleşerek onun yeni bağlamlar inşa etmesine yol açar. Öngörülemeyen veya belirgin bir nedeni olmayan tesadüfler, iç ve dış dünyasının yansımaları olarak sanatçının pratiğine dökülür. Yapısal, biçimsel ve içeriksel yorumları, dünyayı nasıl anlamlandırdığının bir işaretidir. Belirli bir sebebe dayanmaksızın oluveren “tesadüfi” karşılaşmalar sanatçıyı farklı keşiflere ve eğilimlere sürükler. Sanatçı, dünyaya dair sezgisel algısını kişisel deneyimleri ve öznelleştirdiği çevreyle birleştirerek bunları sanat eserinin yaratım sürecinin bir parçası kılar.
Pratiği seyahat ve turizm edimi ve sonuçlarıyla iç içe geçen Franz Ackermann’ın resmi, doğrudan kentsel gerçeklikten alınmış imgesel fragmanlarla birleşen, üst üste binen formlarla doludur. Şehir peyzajlarından, beyin yapılarından ve ruhsal merkezlerden ilham alan Ackermann’ın sanatsal keşiflerinde küreselleşme ve turizm konusu merkezi rol oynar. Güney Amerika’dan Doğu Asya’ya tüm dünyayı dolaşan sanatçı, rastladığı şehir peyzajları üzerinden hem seyahat tüketim kültürünün çekiciliğine hem de kültürel yozlaşma ve geride bırakılan mimari izlere dikkat çeker. Tuval üzerinde renk alanları yaratarak renklerin birbiriyle etkileşimine odaklanan
Çiğdem Aky’nin işlerinin temel unsurları derinlik, yapı ve renk tonlarıdır. Aky, soyutun olanaklarını keşfetmeye çalışırken güçlü, jestsel fırça darbeleri aracılığıyla şiddetli kontrastları bir çerçeveye bağlar. Kendisi için ideal olan formu ifadeden arındırır; resmin ve rengin sınırlarını, koşullarını ve olasılıklarını araştırır. Gözlemlerini renkler ve form aracılığıyla ileten Aky, çevresini renkler üzerinden algılar. Kentsel bir peyzajın veya günün belirli saatlerindeki izlenimlerinin sezgisel izdüşümlerini sunar. Tuvalleri, gözlemlediği dünyanın, anlık ruh hâlinin, kişiler ve dış dünyayla etkileşiminin ve rastlantılarının bir tezahürüdür.
Seçkin Pirim, tekrardan ve değişimden ibaret yaşamı formlara dönüştürür. Bir formun tekrarı sırasında oluşan küçük kusurlar ve estetikle özdeşleşen pratiği Pirim’in yaşamıyla beraber evrilir. Hayatının farklı dönemleriyle doğru orantılı gelişen, iç merkezli bir hareket anlayışına dayanan kâğıt işlerinin minimalist formları, sembolik anlamların bir parçasıdır. Katmanların sayısı, malzeme, renk ve form Pirim’in hayatıyla ilgili gizli ipuçları taşır ve dış etkenlerden kaynaklanan farklı bir aydınlanma ve ruh hâlini göstermeye çalışır. Tesadüfen hayatının bir parçası hâline gelen durumların ve mekânların hislerini taşır.
Ebru Uygun işlerinde renk, biçim ve espas üzerine yoğunlaşır. Önceki dönem resimlerinde tuvalleri şeritler hâlinde keserek yeni bir tuvalde birleştiren Uygun, son dönem işlerinde zaman ve mekâna ait olmayan yüzey manzaralar yaratır. Bedene referans veren serisinde serbest tuval bezi üzerinde çalışır; malzemeleri dökerek, birbirleriyle birleştirerek, bezleri katlayarak uykuya yatırır. Kurudukları zaman birbiri üzerine binen, bozulmaya uğrayan ve birbirine müdahale eden malzemeler tesadüfi birleşimler olarak karşımıza çıkar.
