Dirimart, Gregor Hildebrandt’ın Türkiye’deki “prömiyeri” ve galeriyle gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisi olan Duale Systeme aus der Mauerstadt’ı duyurmaktan memnuniyet duyar.
Gregor Hildebrandt, gündelik nesneleri ve popüler kültür mitlerini yeniden işlevlendirme, yeniden adlandırma ve yeniden yorumlama konusunda ustalıklı pratiğiyle tanınır. Sanatçının çokkatmanlı pratiği müzik, sinema, edebiyat ve sanat tarihinden gelen heterojen pek çok unsur ve referansı bir araya getirir. Hildebrandt’ın manyetik bantlarla yaptığı “resimler”i, özel biçimlendirilmiş vinillerden ürettiği heykelleri, kırık plaklardan yaptığı terrazzo (karo) benzeri mozaikleri ve ilhamını süpermarketlerden alan satranç taşlarıyla dolu düzenlemeleri yeni ve duyusal deneyimlere yol açarken; müziğin dokunsal deneyimi, sesin resimsel temsilleri ve minimal bir estetiğin gizli yankıları olarak izleyiciyle buluşur.
İsviçreli küratör Christoph Doswald tarafından kurgulanan Duale Systeme aus der Mauerstadt [Surlarla Çevrili Şehirden Gelen İkili Sistemler] sergisi, Hildebrandt’ın doğup büyüdüğü Berlin’deki kültürel etkileşimlerin muğlaklığını ve çağımızın küreselleşmiş “muzak”ını, “fon müziği”ni, yani sanatsal temaların, biçimlerin ve mecraların bitmek bilmez geri dönüşümünü yansıtan enerjik ve kapsayıcı bir mekân yaratıyor. Sanatçının 2018’e uzanan farklı serilerinden yirmi eserini bir araya getiren sergi, mekân içinde çağrışımsal bir deneyim alanı açarken, titizlikle tasarlanmış bu sunumun odağında, bazıları Dirimart için özel olarak üretilmiş güncel işler yer alıyor.
Hildebrandt’ın en yeni yapıtları Prismen [Prizmalar] başlığını taşıyor. Sanatçının 2015’te başlattığı ve kesilmiş plaklardan oluşan resim serisinden türeyen bu işler, plak resimlerinin mozaik yapısını üç boyutlu geometrik formlarla birleştiriyor. Mekânda sesin genişlemesi olarak düşünülebilecek bu çalışmalar, resim ile heykel arasında ince bir çizgide duruyor; içerdikleri şarkılar kadar ele avuca sığmaz ama bir o kadar da mevcutlar. Prizmalara özgü ışığın yansıması ve kırılması, Hildebrandt’ın bu serisinde plak oluklarının yüzeyinde beliren ince titreşimler olarak karşılık buluyor. Plak parçalarının desenine ve işin hacmine göre değişen bu titreşimler, izleyiciyi yapıtın etrafında dolaşmaya ve onu farklı açılardan kavramaya davet ediyor.
Fiziksel ve duyusal deneyimler, Hildebrandt’ın sanatsal pratiğinin merkezinde yer alır. Sanatçı, boş tuvallerle kaydedilmiş ses bantlarını ya da video bantlarını birleştirerek kimi zaman otobiyografik arka plana sahip belirli tema ve içerikleri görünür kılar. Dirimart’taki sergide yer alan iki küçük resim, ilk bakışta minimalist bir estetik izlenimi uyandırsa da, sanatçının babasının evinde bulduğu mutfak bezlerindeki dokuma desenlerinden yola çıkıyor. Bu “resimler”, Element of Crime ya da şarkıcı-söz yazarı Konstantin Wecker gibi müzisyenlerin şarkı sözlerinden alınmış başlıklar taşıyor ve geçmişe gizemli göndermelerde bulunuyor. Kişisel hafıza ile soyut düşünüm böylelikle bir araya gelirken, biyografik deneyim kültürel belleğe kök salarak sanatın ötesine uzanan yankı odaları yaratıyor. İşte tam olarak bu “görünmez” boyut, Gregor Hildebrandt’ın işlerine güçlü ve etkili bir enerji kazandırıyor.
Köfteci lokantaları Berlin sokaklarında her yerde karşımıza çıkar ve Ergin Orbey’in efsanevi filmi Meraklı Köfteci’den (1976) bu yana bir popüler kültür ikonuna dönüşmüştür. Gregor Hildebrandt, Potsdamer Strasse’deki tipik bir köfteci tabelasından yola çıkarak, sergi başlığında anılan surlarla çevrili şehirdeki ikili sistemlere gönderme yapan bir “kaset kutusu” geliştiriyor. 76’ya 9 istiflenmiş ses kasetleri, Tina Turner’dan Richard Clayderman’a, Richard Strauss’tan Gitti & Erica’ya, Peggy March’tan Ravel’e, Tanita Tikaram’a ve daha nicelerine uzanan farklı kayıt paketlerinden oluşan sıradan bir reklam imgesini adeta yeniden canlandırıyor. Küreselleşmiş Türk fast-food kültürünün görselini oluşturan bu isimler, aynı zamanda evrensel bir kültürel hafızaya zemin hazırlayan bir ses halısı kuruyor. Böylelikle Köfteci, yaşadığımız eşzamanlılığın etkileyici bir simgesine, büyüleyici bir heterotopya dizisine dönüşüyor.
Duale Systeme aus der Mauerstadt, 10 Mart–5 Nisan 2026 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de izlenebilir.
