Bunlar bahçeler değil; yoğun, geçirimsiz, talepkâr topraklardır. Tehditkârdır. Doğa artık ne sessizlik içinde ne de boyun eğmişliktedir: yaklaşır, kuşatır, baskı kurar. Bir zamanlar yumuşak görünen şey şimdi bir güç taşır. Kontrol yanılsaması çözülmeye başlar; doğa artık ne sessiz kalır ne de boyun eğer. Bu sergide mesajımı daha yüksek bir sesle tekrarlamak istedim.
Bu sergide, mesajımı daha güçlü bir şekilde, adeta bir yankı odasında tekrarlamak istedim.
— Canan Tolon
Dirimart, Canan Tolon’un galerideki üçüncü kişisel sergisi Nakarat’ı duyurmaktan mutluluk duyar. Sanatçının son dönemde ürettiği on iki büyük boyutlu, peş peşe asılmış soyut resmini, mekânda içi boş bir ısrarla yankılanan bir düzende izleyiciyle buluşturan sergi, doğanın bastırılmış seslerinin izleyiciyi rahat bırakmadığı, organik güç ve döngüsel zamanın hâkim olduğu bir kuşatmanın izlerini sürüyor.
Eserlerini şans ve tesadüf olgusu etrafında üreten Canan Tolon’un sanat pratiği, doğa, zaman ve belleğin yanı sıra mimari kavramlar üzerine şekillenir. Boyayı dökerek, silerek ve kazıyarak katmanlar oluşturan sanatçının üretim süreci neredeyse eserin konusuna dönüşür. Tolon’un eserleri yapım ve yıkım süreçlerini aynı anda içerirken, varoluş ile yok oluş arasındaki gerilimi somutlaştırır. Mimari düşünce ile yapı-doğa arasındaki ilişkiyi soyut ve temsili ifade arasında salınan katmanlı yüzeylerle tuvale aktaran Tolon, eserlerinde hem yapısal hem sezgisel bir dil kurar.
Canan Tolon’un Nakarat sergisinde yer alan on iki soyut kompozisyon, sessiz resim yapmanın imkânsızlığı içerisinde bir isyanı temsil ediyor. Sanatçının izleyiciyi içine alan bir manzara deneyimi olarak kurguladığı görsel bir süreklilik ve atmosfer hissi sunuyor. Çiçeksi biçimleri ve yumuşak renkleriyle ilk bakışta tanıdık bir sessizliği çağrıştıran bu resimler, mekânın bir nakaratın taşıyıcısı gibi işlev gördüğü bir düzenekte huzursuzluk duygusunu tetikliyor. Tabloların asılı olduğu, izleyiciyi saran ve her türlü mesafeyi ortadan kaldıran bir ark şeklinde kurulmuş duvarlar, genel bir bakışı imkânsız kılan, çıkışı olmayan bir şekilde izleyiciyi kuşatıyor: Gözler resimler arasında dolaşsa da her zaman aynı biçimlere, aynı sessizliğe, aynı baskıya geri dönüyor; resmin bütününü kavrayamıyor.
Sergideki her bir tuval yalnızca imgesel olarak değil, yapısal olarak da bir nakarat gibi işliyor. Heybetli, oranları birbirinin aynı, aralıksız biçimde yan yana asılmış resimlerin ürettiği tekrar, ne süsleyici ne de pasif bir kuşatmada ısrarcı olurken, adeta ezbere söylenen, sık tekrarlanan sloganlar gibi anlamlarını yitiriyor. Yakından bakıldığında solgunluk, çürüme ve sessiz bir tehdit barındıran eserlerin tekrar eden yapısı, zamanın doğrusal değil, döngüsel ilerlediğini hissettirirken hem görsel hem de varoluşsal sıkışmışlığın nakaratına, sesi olmayan sözün kesintisiz ve etkisiz şarkısına dönüşüyor.
Canan Tolon’un Nakarat sergisinde yer alan eserler, bastırılmış olanın göz ardı edilemeyecek kadar ağırlaşmış bir sessizlikle geri dönüşüyle, insanın tabiat üzerinde hâkimiyet kurma arzusunu ve kendi yarattığı düzen içerisinde kayboluşunu sorguluyor. Doğanın artık sessiz bir fon değil, bir film şeridinin sürekli tekrar eden karesine sıkışmış bir nakarat gibi birbiri ardına sıralanan döngüyle, yankılanan bastırılmış bir ses olarak karşımıza çıktığı Canan Tolon’un Nakarat sergisi, 6 Eylül–28 Eylül 2025 tarihleri arasında, Dirimart Pera’da ziyaret edilebilir.
Konum: Dirimart Pera
