“Bedene ya da tene dair hiçbir yaşam fenomenolojisi,
dokunma fenomenolojisine dayandırılmadan oluşturulamaz.”
Jean-Louis Chrétien, The Call and the Response
Dirimart, Peter Zimmermann’ın görme, dokunma ve dijital soyutlama estetiği arasındaki ilişkiyi keşfe çıkan galerideki altıncı kişisel sergisini duyurmaktan mutluluk duyar. Contact başlıklı sergi, sanatçının dijital şablonları grafik algoritmalarla değiştirerek ve ortaya çıkan görüntüyü tuvale aktararak ürettiği dijital tabanlı yağlıboya resimlerinden oluşuyor.
Geleneksel resim sanatını Modernizm ve Colour Field hareketiyle ilişki içerisinde yeniden yorumlayan Peter Zimmermann, resim pratiğinde fiziksel olarak ya da tarayarak biriktirdiği fotoğraflar, film kareleri ve diyagramlar gibi buluntu görselleri bir araya getirir. Grafik algoritmalarla yapısöküme uğratarak tanınmaz hâle getirdiği bu imgeleri tuval üzerine epoksi ile aktarır. “Benim için görünen yüzeyin arkasındaki her dijital görüntü bir metindir,” diyen Zimmermann, görsel iletişim çağında devamlı maruz kaldığımız görselleri dönüştürürken, geleneksel resim sanatını temsil üzerinden yeniden yorumlar. 2014 yılından beri parmaklarıyla yaptığı yağlıboya serilerindeyse, maruz kaldığımız görsellerle olan iletişimimizde dokunma ve görme duyusu arasındaki bağlantıyı gün yüzüne çıkarır.
Felsefe ve doğa bilimleri geleneğinin uzun geçmişinde görme, genellikle gözün, bir ışın ya da ışık gibi çevreyi tarayarak algıladığı nesnelere “dokunduğu” aktif bir süreç olarak kabul edilir. Bu düşünce, gözü mecazi anlamda dokunsal bir organ olarak kabul ederek görme ile dokunma duyusu arasındaki yakın bağlantıya işaret eder. 20. yüzyılda yaşamış olan filozof Maurice Merleau-Ponty için görmek, dünyanın bir parçası olarak dünyanın tenine dokunmaktır. Zihnin bedenden üstünlüğünü savunan Kartezyen modeldeki dualist bakışın aksine canlılar, dünyaya dışarıdan içeriye doğru değil, içeriden dışarıya doğru bakarlar.
Medya kuramlarına hâkim olan mevcut söyleme göre bu düşünce, görmenin hem mecazi hem de kelime anlamıyla bir dokunma biçimi olarak kavramsallaştırılmasıyla daha da gelişmiştir. Görme, görsel algının fiziksel duyumlarla yakından bağlantılı olduğu dokunsal bir süreçtir. Bu kuram, gözün sadece pasif olarak ışığı algılamadığını, aynı zamanda, dokunma eyleminde olduğu gibi, çevreye aktif olarak “müdahale ettiğini” vurgular.
Görme ve dokunma arasındaki bu iç içe geçmişlik, dijital kültürde özellikle kendini belli eder. El ile klavye veya dokunmatik ekran arasındaki temas, sadece fiziksel dokunma eylemini değil, aynı zamanda görmeyi de bu dokunsal sürece entegre eden temel bir işleyiştir. Dokunmatik ekranlarda deneyimlediğimiz “aşağı kaydırma” eylemlerimizde olduğu gibi, dijital yüzeylerle olan etkileşimlerimiz, insanın görsel ve dokunsal algısının ne kadar iç içe olduğunu gösterir.
Contact sergisiyle Peter Zimmermann, sanat kariyerinin ilerleyen dönemlerinde, 2019–2024 yılları arasında ürettiği dijital tabanlı yağlıboya eserlerini bir araya getiriyor ve bu eserlerde, epoksi resimlerinden farklı olarak, dokunsal fırça ya da parmak darbeleriyle yeni bir yüzey yaratıyor. Bu eserlerin arka planı için, epoksi eserlerinde yaptığı gibi, dijital şablonlar ve motiflerden yola çıkan sanatçı, söz konusu dijital şablonları, çeşitli grafik algoritmalar kullanarak üretiyor ve onları modifiye ederek ardından elde ettiği görseli elle tuvale aktarılıyor.
Algoritmaların çoklu bireysel unsurları nasıl organize ettiğine ve bu unsurların desen veya süslemeler hâlinde nasıl yapılandırdığına odaklanan Contact sergisi, izleyicileri dijital çağda görme ve dokunma duyusu arasındaki bağları keşfetmeye davet ediyor. Sergi 24 Ekim–24 Kasım 2024 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de ziyaret edilebilir.
