Dirimart, yaşamını ve çalışmalarını Brooklyn’de sürdüren sanatçı Osamu Kobayashi’nin galerideki ilk kişisel sergisi Bahçedaş’ı duyurmaktan mutluluk duyar. Sanatçının İstanbul’daki ilk kişisel sergisi olma özelliğini de taşıyan bu gösterimde Kobayashi, cesur renkler, sadeleştirilmiş şekiller ve neşeli, lirik bir hassasiyetle tanımlanan benzersiz jetsel soyutlamaları ve minimalist formlarıyla ziyaretçileri karşılıyor. Yapıtlarında form, renk ve minimalizmi keşfe çıkan sanatçı, izleyicileri katmanlı girdaplar ve manzaralar içine çekerken optik etkiler yaratmada usta bir yaklaşım sergiliyor.
Osamu Kobayashi pratiğinde devasa fırçaların ve canlı pigmentin bilinçli, tekli darbeleriyle resmin sonsuz olasılıklarını inceler. Soyut çalışmaları, renk, form ve dokuların sezgisel etkileşimiyle dünyayı algılayışını metaforik olarak yansıtan çarpıcı görsel zıtlıklar yaratır. Kobayashi indirgenmiş şekiller ve düz renk alanları benimseyerek çevresini yapısöküme uğratır ve onları kendi özüne indirger. Yapıtları, estetik çekiciliklerinin ötesinde maneviyat, mizah, doğa, ilişkiler, psikoloji ve zaman gibi çok daha geniş soyut kavramları sorgular. Sanatçının meditatif kompozisyonları, gerilim ve samimiyet arasında bir denge kurarken doğal dünyadan – manzaralar, insan formları, flora ve hayali yaratıklar – ilham alır.
Sergi, İngilizce başlığını, ortaya çıkışı 15. yüzyıla tarihlenen ve yatak anlamına gelen bed ile ortaklık, eşlik ve yoldaşlık anlamını taşıyan fellow kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşan bedfellow kelimesinden alıyor. Terim, yatak sahibi olmanın çoğu insan için ekonomik olarak mümkün olmadığı ortaçağda, yataklarını zorunlu olarak paylaşan aileleri, iş arkadaşlarını ve hatta yabancıları tanımlamak için kullanılıyor. Tarihsel kökeni itibarıyla fiziksel olarak az bir arayla ayrılmış olmaya işaret eden bu kelime, diğer taraftan samimiyet ve duygusal yakınlaşma gibi metaforik çağrışımları da içinde barındırıyor. İşte Kobayashi’nin resimleri de, hem duyumsal, hem derinlemesine düşünmeye imkân tanıyacak bu çokkatmanlı samimiyet halini çağrıştırıyor.
Manzaralardan sonra çiçek şekillerine odaklandığı bu sergisinde Kobayashi, İngilizce başlığın taşıdığı metaforik bağlantıları, çiçeklerin bir arada bulunduğu küçük bahçe anlamına gelen “çiçek yatağı” terimiyle ilişkilendiriyor. Serginin Türkçe başlığı Bahçedaş da, bunun paralelinde, hem Kobayashi’nin fiziki bahçesiyle hem de “bahçe” kelimesinin mitolojik, dini ve edebi referanslarla örülü çokkatmanlı metaforik dünyasıyla ilişkileniyor. Bu bahçede, Kobayashi’nin “bitkileri”, geleneksel floranın bozulmuş benzerlerini sunuyor; köklerin ve gövdelerin soyut ifadeleri sadeleştirilmiş formlarının ötesine geçerek hayali dünyalara açılıyor. Bitkilerin tek bir çiçekle taçlanmış uzun sapları figürleri andırırken geniş, jestsel fırça darbeleri bunların etrafını sararak manevi aşkınlığı çağrıştıran göz alıcı etkiler yaratıyor.
Bahçedaş sergisinde yer alan sekiz eser çiçek arketiplerine yoğunlaşarak geleneksel algıyı zorlayan soyutlanmış çiçek temsilleri sunuyor. Bu soyutlamaların beşi tek bir çiçekle taçlanmış uzatılmış sapları, diğer üçü ise havadan bir perspektifle tam olarak açmış çiçekleri gösteriyor. Mizahi, eğlenceli ve uhrevi olarak addedilebilecek bu formlar, yalnızca görünüşte sadeleştirilmiş bu şekillerinin ötesindeki dünyalara bir davet niteliği taşıyor. Tanıdık ile yabancı arasındaki etkileşimi keşfe çıktığı bu seçkiyle Kobayashi, bitkisel formların şekillerini bozarken onların figüratif ve manevi yankılarına başvuruyor. Bu eserler, doğayı doğrudan taklit etmektense, doğanın güzelliğinin sahip olduğu özü saf bir soyutlama içinde damıtarak jest ve formun sonsuz olasılıkları üzerine şiirsel bir meditasyon sunuyor.
Osamu Kobayashi’nin son dönem eserlerinin yer aldığı Bahçedaş sergisi, 20 Şubat–9 Mart 2025 tarihleri arasında Dirimart Pera’da izlenebilir.
