Dirimart, Çiğdem Aky’nin galerideki ikinci kişisel sergisi Santosha’yı duyurmaktan mutluluk duyar. Aky, bu sergide, resim pratiğini uzun süredir belirleyen biçimsel yapılardan sıyrılarak kendini kısıtlayan çerçeveleri geride bırakıyor; kontrolü, estetik hedefleri ve alışıldık düşünce kalıplarını terk ederek resmin kendi akışına teslim oluyor. Sessizliğin rehberliğinde gelişen bu yeni dönem, rengin özerk bir varlık gibi hareket ettiği, yumuşak ve sezgisel bir görsel dilin ortaya çıktığı içsel bir özgürleşme alanı yaratıyor. Santosha, sanatçının pratiğindeki bu dönüşümle birlikte ulaştığı dinginlik, berraklık ve saf varoluş halini izleyiciyle buluşturan bir keşif evreni sunuyor.
Sergi, başlığını, Sanskritçe bir kavram olan ve yetinme, memnuniyet ve olanla mutlu olma anlamlarına gelen santosha’dan alıyor. Yoga felsefesindeki kişisel sorumlulukları anlatan Niyama’lardan biri olan bu kavram, kişinin dış koşullara bağımlı olmadan kendi içinde bir dinginlik ve tatmin duygusu bulmasını ifade ediyor. Aky’nin kişisel dönüşüm sürecine paralel ilerleyen bu yeni dönem çalışmaları, sanatçının içsel denge ve kabulleniş arayışını soyut bir dilde bir araya getiriyor. Sergi, bu yolculuğun ilk kez görünür hale geldiği bütünlüklü bir seçki sunuyor.
Çiğdem Aky’nin resim pratiği, renklerle kurduğu sezgisel ilişki ve bu ilişkinin tuval üzerindeki dönüşümüne odaklanır. Derinlik, yapı ve tonun birleşimiyle özgün renk mekânları oluşturan sanatçı, geometrik hassasiyet ile kendiliğinden fırça darbelerini buluşturduğu tekrar eden formlarını bir tür görsel “beden” gibi kullanır. Bu yapı, renklerin katmanlanmasını, etkileşimini ve birbirleri üzerindeki etkilerini görünür kılan bir düzen sağlar. Önçizimden özellikle kaçınarak ânın enerjisini koruyan Aky, kontrol ile sezgi arasında kurduğu dengede rengin bağımsız bir aktör olarak hareket etmesine alan açar. Farklı boya uygulamalarıyla oluşturduğu dinamik renk alanlarını güçlü kontrastlar, jestüel fırça darbeleri ve geometrik sütunlarla sınırlandırırken nesneyi forma sabitleyerek resmi ifadeden arındırır ve soyut bir dil kurar. Figüratif geleneğe dayanan kökleri, kentsel manzaralar ve ışık atmosferlerinden beslenen gözlemleriyle birleşerek ritmik kompozisyonlara ve sezgisel renk düzenlerine dönüşür. Böylece her resim renk, form ve hareketin canlı bir araştırması olarak ortaya çıkar ve izleyiciye her seferinde farklı algı kapıları sunan çokkatmanlı bir görsel deneyim yaratır.
Aky’nin yeni serisi, daha önceki çalışmalarının omurgasını oluşturan kendine özgü dikdörtgen formundan uzaklaşarak resmin kendi akışına izin verdiği bir döneme işaret ediyor. Formun sağladığı kısıtlamayı tamamen terk eden sanatçı, estetik bir hedef gözetmeyen, içsel bir çözümlenme arayışına yönelen bir üretim sürecine geçiyor. Bu süreçte renk belirleyici unsur haline gelirken, düşüncenin sesini kısmak ve kontrolü bırakmak Aky’ye daha sezgisel ve özgür bir alan açıyor. Böylece resim, yapıdan çok renklerin kendi doğasıyla hareket ettiği, duygusal ve içsel bir akışın yüzeye çıktığı bir deneyime dönüşüyor.
Sergideki eserler, sanatçının içsel dönüşüm süreciyle eşzamanlı ilerleyen bu arayışı görünür kılıyor. Aky, önceki çalışmalarından farklı olarak bu dönemde estetik hedefleri geride bırakıp düşünsel kalıplardan sıyrılan, daha derin ve sessiz bir üretim pratiğine yöneliyor. Sessizlik, yaratımın temel rehberi haline geliyor; fırçanın tuvale değdiği anda başlayan akış, kontrolün değil teslimiyetin belirleyici olduğu bir varoluşu işaret ediyor. Yumuşak, hassas ve kontrastsız bir görsel dil tercih eden Aky, belirgin sınırlar yerine dinginlik, boşluk, berraklık ve şükran gibi çoğu zaman gözden kaçan katmanlara odaklanıyor. Bu kavramları öne çıkartan Doğu felsefelerinden ilham alan seri, açıklayıcı bir anlatı kurmak yerine izleyiciyi kendi içsel sessizliğinde bu görselliği deneyimlemeye davet ediyor. Her resim, fikirden mevcudiyete, sınırlı olandan sınırsız olana doğru yönelen içsel bir yolculuğa dönüşüyor.
Biçimden biçimsizliğe uzanan bu içsel yolculuğun izlerini taşıyan Santosha, izleyiciyi dinginlik, sessizlik ve saf varoluş alanına davet eden yeni resimlerden oluşuyor. Çiğdem Aky’nin teslimiyet ve sezgiye dayalı son dönem üretimlerini bir araya getiren sergi, 8 Ocak–22 Şubat 2025 tarihleri arasında Dirimart Pera’da görülebilir.
Konum: Dirimart Pera
