Dirimart, II. Dünya Savaşı sonrası Paris’te yükselen soyut sanat akımının önemli temsilcilerinden olan Albert Bitran’ın galerideki ilk kişiselsergisine ev sahipliği yapacağını duyurmaktan mutluluk duyar. Kendine has üslubuyla genç yaştan itibaren akım içerisinde önemli yerini koruyan Bitran’ın 1956–2013 yılları arasında ürettiği seçili eserlerine yer veren sergi, kronolojik ya da üslup bazlı bir tasnifin ötesine geçerek sanatçının kariyeri boyunca gözettiği mekân duyarlığına ve farklı dönemlerde ürettiği seriler arasındaki akışkanlığa odaklanıyor.
Sefarad kökenli bir ailenin çocuğu olarak 1931 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Albert Bitran, 1948 yılında mimarlık eğitimi için Paris’e gider ve kısa sürede, aralarında Mübin Orhon, Selim Turan, Avni Arbaş ve Abidin Dino gibi Paris’te yaşamını sürdüren Türkiye’den sanatçıların içinde bulunduğu Montparnasse ortamına dahil olur. Çocukluğundan beri idealize ettiği bu ortamın bir parçası olmasını takip eden süreçte Jesús Rafael Soto, Serge Poliakoff, Georges Koskas, Horia Damian, Wifredo Lam, Pierre Soulages ve Hans Hartung gibi farklı soyut resim anlayışlarına sahip isimlerle bağlantılar kurar ve karma sergilerde yer alır.
Savaş sonrası dönemde Paris sanat ortamında resmin ögelerinin parçalarına ayrılıp tek tek ele alınması; hacim, renk, derinlik ve formun ayrı ögeler olarak yeniden örülmesi gündemdedir. Bitran, bu ortamda, 1950’lerde geometrik soyut işlerle başladığı serüvenine, 1956’dan itibaren açık havayı merkeze aldığı soyutlamalarla devam eder. Sanatçı, 1952–1965 arasında yer aldığı Salon des Réalités Nouvelles ve 1956–1975 arasında kesintisiz yer aldığı Salon de Mai sergilerinde, yıllar içinde geliştirdiği Paysage [Manzara], L’Atelier [Atölye], Les Doubles [Çiftler] ve Les Grandes Formes [Büyük Şekiller] gibi imzası hâline gelen serilerini gösterir. Bunları daha sonra çocukluk hafızalarından kaynağını alan ve her birini bir geçit olarak tasvir ettiği Arcades (Kemerler) serisi takip eder. Intérieur-Extérieur serisiyle içerisi ve dışarısı algıları arasındaki arafları keşfe çıktığı soyut kompozisyonları ise, kariyerinin ilerleyen aşamalarında ışık, gölge ve mekânın bunlarla ilişkisi üzerine şekillenen üretimleri olarak karşımıza çıkar.
Albert Bitran’ın Dirimart’ın Dolapdere’de gerçekleşen Gölge Topraklar Gök Topraklar sergisi, sanatçının izleyicileri stüdyosuna davet ettiği bir kurguyla başlıyor. Bitran’ın farklı dönem ve üsluplardaki eserlerinden “bizzat seçerek” oluşturduğu izlenimini veren sergi seçkisi, onun serilerinin ve/veya üretimlerindeki kronolojik sıralamaların ötesine geçiyor ve izleyiciyi, söz konusu eserlerin sanatçının Paris’teki atölyesinde bir arada bulunduğu bir zamana davet ediyor.
Bitran’ın Fransa’nın güneyinde yaşadığı dönem sonrası başladığı kırsal manzara esinli soyut resimleri, mekân olarak atölyenin kendisini merkezine alan işler, içerisi/dışarısı kavramlarını sorunsallaştıran kompozisyonlar ve tüm mekânların ışıkla var olması veya yok olması gibi değişkenlere odaklanan yapıtlar, ilk bakışta kavranması güç bir bütünlük fikri veriyor. Sanatçının sergide yer alan son dönem yapıtlarıysa, söz konusu serilerin zaman geçtikte birikerek kendi dinamikleriyle yarattığı yeni düzlemlerin çözülmesi olarak yorumlanabilecek işlere evriliyor.
Bitran’ın içinde bulunduğu büyük ya da küçük ölçekli çevreye karşı duyarlığının etrafında örülmüş soyutlamalarının başlangıçlarına ve birbirleri arasındaki akışkan ilişkilere dair sorular yönelterek izleyicileri sanatçının şiirsel evreninde bir serüvene çıkaran Gölge Topraklar Gök Topraklar sergisi 3 Mayıs–2 Haziran 2024 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de ziyaret edilebilir.
